• https://www.facebook.com/mylife.kocluk
  • https://plus.google.com/dersimizrobotik/posts
  • https://www.twitter.com/dersimizrobotik
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

My Life Psikoloji Danışmanlık ve Koçluk Merkezi

Telefon : 0505 767 58 85
               0216 347 60 03
                

Psikolojik Danışmanlık
Kadıköy, Acıbadem, Üsküdar, Beylikdüzü, Bakırköy Danışmanlık Merkezlerimizle Hizmetinizdeyiz.
Psikoterapi Hizmetlerimiz
Bireysel - Çocuk ve Ergen - Nişanlılık ve Evlilik - Aile - Cinsel Terapileri
Koçluk Hizmetleri
Yaşam - Aile - Kariyer - Sporcu - Öğrenci ve Eğitim - İlişki - Yönetici - Finansman Koçluğu
Eğitim Seminerleri
Akıl Oyunları, Robotik - Boşanma, Çocuk - Yaşam Koçluğu - Eş Seçimi, Hamilelik - Evlilik Öncesi Eğitimileri
Oyun ve Oyuncakların Çocuk Gelişimine Etkileri

Oyun ve Oyuncakların Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Yeni nesil çocukların oynadığı oyunların ve oyuncakların çeşit ve niteliklerine dikkat ettiğimizde, çoğu çocuğumuz zamanını artık ya playstation ile, ya tablet veya telefonla ya bilgisayar başında ya da internette sanal oyunlar oynayarak veya üreticiliği geliştirmeyen hatta şiddet içeren hem de tüketmeye teşvik edici oyun veya oyuncaklarla oynayarak geçiriyor. Son günlerde oynadıkları oyunlar geleceğimiz konusunda hepimizi ciddi endişelendirmektedir değil mi?

Doğru seçilen oyuncaklarla ise oynanan oyunlarla; çocuklarımız doğal olarak motive olur ve zamanla belirli amaçlar edinirler. Oyunlar, yetişkinlerin aksine çocukların koyduğu kurallara bağlı olarak kendiliğinden gelişir ve zevk unsurunun katalizör görevi görmesiyle, davranışlardan oluşan etkinliklere dönüşürler. Özenle ve iyi seçilmiş oyuncaklarla oynanan oyun ve etkinliklerle çocukların; ait olma, güç, özgürlük ve eğlence ile ilgili psikolojik-pedagojik ihtiyaçları karşılanırken, yaratıcılık ile sosyal becerilerinin gelişmesi, gerilim ve kaygılarının azalması ve organların harekete geçmesi sağlanmış olur.

Çocuk, kendini,çevresini, hayatı ve bütün bir evreni oyun yolu ile tanır. Oynarken oyuncaklarıyla olsun, çevresindeki kişilerle olsun etkileşim halinde olduğu için zekası, hafızası, dikkati, kelime bilgisi ve duyguları kısaca "bilişsel becerileri" hem de "motor becerileri" gelişmektedir.

Son yıllarda teknolojinin hızla ilerlemesiyle, "silah çıktı mertlik bitti", "televizyon, internet çıktı eski sohbetler bitti" diye geçmişe özlem duyduğumuz gibi elektronik oyuncakların bilgisayar ve internet oyunlarının çıkmasıyla "nerede o karpuz kabuklarından veya tahtadan yaptığım arabam" diyen ebevenlerimiz azımsanmayacak derece de çoktur. Yeni oyuncaklar, doğru seçilmez ve dengeli-bilinçli kullanılmaz ise çocuklarımızın, hem psikolojik, pedagojik hem de fiziksel açıdan gelişmesi mümkün değil kanısındayım.

Şiddet, gelişen teknolojiyle birlikte insanların yaşamlarında daha fazla yer almakta ve çocuklar, ergenler kendi yaşantılarında olmasa da şiddete daha fazla tanık olmaktadırlar. Günümüz koşullarında, anne babaların çocuklarını şiddetten tamamıyla korumaları adeta imkansız hale gelmiştir. Şiddet, çocukların yaşamlarında değişik koşullarda ve farklı derecelerde ortaya çıkabilir. Araştırmalara göre;şiddetin çocuklara olan etkisi düşünüldüğünde, en fazla etkiyi aile içi şiddetin yarattığı bilinmektedir. Şiddetin adeta eğitiminin verildiği okullar ise bilgisayar ve bazı telefon oyunlarıdır. Eğitici oyunlar, programlar ve bazı özel strateji oyunları, şehir kurma oyunları gibi oyunlar ise pedagog ve psikologlar gözetiminde üretilmek ve oynatılmak şartıyla faydalıdır ve gereklidir.

Son dönemlerde çocuklarımız bilgisayar, telefon ve internet başından kalkamamaktadırlar. İlköğretim öğrencilerinde günde bir saatten fazla bilgisayar, telefon başında oynanan oyunların okul derslerinin unutulmasına yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Günümüz yetişkinleri, gençleri ve çocuklarının iletişim halinde olduğu tek varlık hiçbir duygu alışverişinde bulunmadığı bilgisayar ve telefon ekranıyla , kaslarını çalıştıramamakta, ekranla sevgi sadakat gibi güzel duyguları paylaşamamakla kalmayıp oyun alanı daraldığı gibi yaratıcılıkları da kısıtlanmaktadır. Üstelik oynadıkları oyunlar da genellikle savaş oyunları; yani, adam öldürmenin, yakıp yıkmanın ve hırsızlığın bir oyun(!) olduğu, elinde silahı olanın güçlü olduğu mesajını veren oyunlardır. Bu tür oyunlar özellikle internet kafelerde ve telefon oyunlarında ticari amaç güdüldüğü için bilgisayarlara yükleniyor. Bu konuda internet kafe işleten kişilerin eğitilmesi ya da bu tür yerlerin denetlenmesi gerekmektedir. Bilgisayar, telefon ve internet ateş gibidirler, eğitici oyunlarla eğitim yemeği yapabileceğiniz gibi geleceğin potansiyel suçlularını yetiştirmeniz mümkündür.

Araştırmalar elektronik oyuncakların, telefonların ve bilgisayar oyunlarının çocukları daha çok tüketici birey olarak yetişmesini sağlamakta, evdeki eşyalarla veya doğada bulunan malzemelerle yapılan eğitici öğretici oyuncakların ise çocukları doğaya ve çevresine saygılı kişiler haline getirmede yararı olmaktadır. Çocukların oynadığı oyuncak silahlar da aynı mesajı veriyor ve bu tür oyuncakların çocukları şiddete yönlendirdiğini hepimiz yaşamaktayız.

Oyuncak silahlarda, silahın çocuklara verdiği mesaj çok önemlidir. Silah kullanım şekli ve amacı itibariyle bir canlıyı etkisiz hale getirmek veya cansız bir yapıyı imha etmek için kullanılmaktadır. Her iki durumda da güç ve gücü yanlış yerde kullanma söz konusudur. Oyuncak silahlar çocuklarda ve ergenlerde başarı ve sevgi odaklı karakter profili yerine, güç odaklı karakter profilini modellemektedir. Bu modelleme ileride çocuğun ikili ilişkilerinde kazanan ya da kaybeden bir birey olmasına neden olmaktadır. Ne acıdır ki, silahın güçsüzün yanında yer alması ve onu korumasına yönelik var oluş nedenine ise günümüz dünyasında pek rastlanan bir davranış biçimi olarak görülmemektedir. Zira kimin güçlü ve güçsüz olduğu bir düşünce biçimi olup, değişken bir kavramdır. Bu nedenle anne, babalar ve çocuk yakınları, çocukların hem de ergenlerin oyuncak silahlarla etkileşimini tercih etmemelidirler.

Çocuklar; kendilerini ve çevresini daha iyi tanıyabileceği, iletişim becerilerini ve yaratıcılıklarını arttırabileceği, bilişsel, duyuşsal, sosyal, psikolojik , pedagojik ve düşünsel yönden olumlu katkılar sağlayacağı oyuncaklarla oynamalı ve mümkün olduğunca çocuklara hem de ergenlere kendi oyuncaklarını kendileri yapmalarına olanak sağlanmalıdır. Bunun için oyun hamuru, kil, çamur, toprak, kağıt, meyve ve kurutulmuş yiyecekler, boyalar vb kullanabiliriz.

Eğer çocuklarımız internette, telefonda ve bilgisayarlarında uygunsuz içerikli oyunlar oynasın istiyorsak mutlaka kendi odalarına özel olarak bilgisayarlar koyalım. Yetmezse Laptop, Tablet ve Playstation da verelim. Böylece hem okul derslerinde başarısız olurlar hem de ahlaken çökmüş, şiddet yanlısı potansiyel suçlu olurlar ne dersiniz ?

AMAN DİKKAT !!!

Sevgili veliler, eğer gerçekten çocuklarımız kontrolden çıkmasın ve okul derslerinde başarıları azalmasın istiyorsak. bilgisayarlar vb bağımlılık yapan teknolojik oyuncaklar çocuklarımızın odasına konulmamalı. Bilgisayar çocuk odası yerine salona konulmalı, aileler teknoloji ve güvenliği hem de bağımlılık konusunda bilgili olmalı. Böylece çocuklarımızı sanal âlemin uygunsuz ortamlarından koruyabiliriz.

İngiltere eski başbakanı Gordon Brown’ a sunulan bir komisyon raporuna göre, bilgisayarlar çocukların odasında değil, mutlaka oturma odalarında bulunmalı. Ebeveynler ancak bu yolla çocuklarının uygunsuz içerikli materyalleri görmesi engellenebilirler. Meslektaşım, televizyon psikoloğu ve ebeveynlik uzmanı Tanya Byron’un bilgisayar oyunlarının etkisi konusunda Brown’a sunmak için hazırladığı raporda hangi şartla olursa olsun, çocukların bilgisayarı ebeveynlerinin gözetimi altında kullanması gerektiği vurgulanıyor.

Rapora göre, ebeveynler de mutlaka bilgisayar-telefon oyunları ve internet konusundaki bilgilerini artırarak, bilgisayar ve inetrenet kuşağından olan çocuklarıyla aralarındaki teknolojik kuşak farkını kapatmalıdırlar. Elbette kendilerini kaybetmeden !!!

İlköğretim ve Lise öğrencileri okul dönüşü bir saatten fazla, gereksiz bilgisayar kullanımı ile okuldaki öğrendiklerini hızla unutacaklardır. Hafta sonları ise bilgisayar ve internet kullanımı en fazla üç saat olabilir. Yaz aylarında ise günlük dört saatten fazla bilgisayar hemde internet kullanmaları psikososyal yaşamdan uzaklaşarak sanal alemde dolaşmaya, yaşamaya hem de gerçeklikten uzak sanal düşünmeye başlayacaklardır.

Sonuç olarak çocuklarımıza, gençlerimize şiddet yerine sevgiyi, iyiyi, doğruyu, güzeli, evrensel doğruları ve değerleri aşılayan oyuncaklar ve oyunlar üretmeliyiz ki kendine güvenen, kendini bilen, ağzından çıkanı duyan ve ulusal hem de evrensel değerlere sahip kişiler olsunlar.

Psikolojik Pedagojik Danışma Hattı:

Dr. Ekrem Çulfa 0544 724 36 50

Makale için yararlanılan Kaynaklar:

www.cocukpsikologu.com

www.pedagog.mobi

www.mylifeistanbul.com

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      1244 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Robotik Atölyesi
Tanıtım Dersleri için Randevu Alın 
0533 373 81 23
AlışSatış
Dolar3.51553.5296
Euro3.92553.9412
Anlık
Yarın
19° 28° 20°
Çocuk Psikolojisi